Ergenler Sosyal Medyayı Bırakıyor, Aman Tanrım, Mahvolduk, Beni Tutun!

Posted on Ekim 16, 2013

1


0*PH5fnoUNN9-nCuO3

Cliff Watson yazdı. 7 dakikalık okuma.

Ergen’ler ‘sosyal’i terketmiyor. Sadece kelimeyi doğru kullanıyor.

Reklamverenlerin, biraz kızgın y-jenerasyonu ile kafaları karıştı.

Bunu biliyorum, çünkü reklam sektöründe çalışıyorum. Bir dakka. Bunu kabul ettiğim için okumayı bırakmayın. Bu yazının reklamlarla bir alakası yok. Sadece hikayem böyle başlıyor.

“Ergenler sosyal medyayı bırakıyor, Aman Tanrım, Mahvolduk, Beni Tutun”. Bir kaç hafta önce bu başlık neredeyse tüm reklam sektörü haberlerinin ilk sırasındaydı. Paniğin kaynağı Piper Jaffray tarafından yayınlanan en son araştırma idi. 5000 ergene, onlar için en önemli sosyal medya sitesinin ne olduğu sorulmuştu.

Peki sonuç? Bildiğimiz çoğu eski sosyal medya sitesi, geçtiğimiz altı ila oniki ay arasında popülerliğini yitirmişti.

Image

Facebook, çok bariz olarak en çok etkilenen siteydi, neredeyse her sene 10% puanlık bir kaybı vardı. YouTube, Tumblr ve Pinterest’in tamamı da kayıptaydı.

Pazarlamcılar neden bu bilgiyi çok rahatsız edici buluyorlar? İki nedenle:

Birincisi, neredeyse tüm perakende sektörü, yemek ve eğlence sektörünün şirketleri bu çocukların parasının peşinde. Ama eğer bu çocuklar o şirketleri seçmez ya da varlığını bile bilmeyezse, ailelerinden alınan paralar ürünleri için harcanmayacak.

Pazarlama bu nedenlerle var. Peki bu şirketler ergenlere hangi kanallarla ulaşıyor? Sosyal medya vasıtasıyla.

Facebook, bu yapılan araştırmada en çok kayıp yaşayan şirket olmamasına rağmen, pazarlamcıların en çok işine yarayan sitelerden birisi.

Facebook, bir çok şirketin reklam bütçelerinin önemli bir parçası haline geldi. Yani bu paralarının bir kısmının boşa gitmesi demek.

İkinci neden ise, biz reklam ajansları şirketlerin pazarlama bölümlerine Facebook ortamını, aradıkları tüm çözümlerin merkezi olarak konumlandırdık yani başka bir deyişle eğer sosyal medya ergenlere ulaşmanın en etkili bir yolu artık değilse, o zaman biz gerçek kurşunlar yerine kuru sıkı atıyoruz.

Bu nedenle reklam sektöründekiler birazcık gergin. Ama dediğim gibi bu reklamlarla alakalı bir durum değil. Çok daha enteresan bir durum var ortada kanımca (ya da ergenlerin kısalttığı gibi, IMHO -in my humble opinion).

Daha da derine inmeden, şunu söylemeliyim ki sözkonusu olan çocuklar ve sosyal medya olduğunda bunu her zaman birinci elden araştırma gözlemleme imkanım oldu. Diğer bir deyişle, iki adet ergen çocuğum var. İkisi de kız. Birisi 16, diğeri ise 14 yaşında.

İkisi de burunlarını 4-inch’lik bir ekrana gömmüş durumdalar. Her ikisi de Facebook’u terketti. Hatta birisi hesabını sildi. Diğeri ise silmeye bile zahmet etmedi. Peki niye?

Bir çok uzmanı dinleyecek olursanız, Facebook’u mahveden kişilerin, oradaki varlıklarıyla yaşlı insanlar olduğunu söyleyecektir. Çocuklar, annelerinin ya da büyük annelerinin sosyal medyada ne yaptıklarına bakmalarını istemiyorlar. Bu yüzden ayrılıyorlar.

Bunun doğruluğuna şüphe ile yaklaşıyor olsam da (benim çocuklarım onları herhangi bir sitede takip etmemden mutlu değiller), tek nedenin bu olduğuna ikna olmuş değilim. Aslında, hiç bir alakası olmadığını düşünüyorum. Eğer facebook’u sadece ebeveynleri onları gözetliyor diye terkediyorlarsa, bu siteleri ebeveynlerinin olmadığı sitelere değişeceklerini düşünüyorum mesela tumblr.

Bildiğim çoğu yaşlı insan tumblr kullanmıyor dolayısıyla ebeveynlerden uzak bir ortam. (Maalesef benin kızlarımın tam tamına 8 tane farklı tumblr blogu var). Tumblr, aynı zamanda metin, foto, video ve facebook’ta bulunan diğer medyaları da destekliyor. Ve tumblr’ın rakamları artarken (şirket 100 milton blog hesabını geçti), Piper Jaffray ergenler arasında bu sitenin geçen yıla göre nerdeyse önemini 50% yitirdiğine işaret ediyor. Yani bu ne demek? Eğer ergenlerin ebeveynlerinden süper gizli tutabildiği başka bir site yoksa, o zaman bu ebeveyn teorisi herşeyi açıklayamıyor.

Başka nedenler olduğunu düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi ‘siber-dalga geçmeler’ ve çocuklarım ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen süper dramalar. Her iki çocuğum da Facebook deneyinin ilk bir kaç haftasında dalga geçmelere ve ufak çapta dramalara maruz kaldılar. Sosyal medya eğlenceli halden uzaklaşınca, başınızı alıp gidebilirsiniz. Sanıyorum bazı çocuklar gidiyor.

Bir de facebook’un çoğu çocuk için çok sıkıcı olduğunu düşünüyorum. Bu konuya daha sonra detaylı olarak döneceğim. Ama facebook’un monotonluğı reddit’in popülerliğindeki yükselişi açıklıyor, ki bilhassa aynı yaştaki erkek çocuklar için. Kızlarımın erkek arkadaşları arasında ufak bir araştırma yaptım ve hepsi reddit kullanıyor.

Reddit nedir bilmiyor musunuz? Sadece link tıklayın ve bilgisayarınızdan yarın sabaha karşı 3 sıralarında uzaklaşmaya hazır olun. Eğer facebook’un vakit kaybı olduğunu düşünüyorsanız, reddit herhalde dibi olmayan bir çukurdur diyebiliriz. Internet’in en iyisinin ve en kötüsünün biraraya toplandığı ve kullanıcıların oylarıyla üst sıraların belirlendiği demokratik bir ortam. Başka bir tabirle demokratik dikkat eksikliği sendromu.

Çocukların Facebook’a ihtiyaç duymamalarının birinci nedeni nedeni: Facebook’a gerçekten ihtiyaçları yok. 

Bir kaç saniye içinde size Facebook’u çocukların terkettiği sonucunun mantıksal sonucunu aktaracağım ama data önce Facebook’u tanımlayalım.

Facebook, 25 yaşın üstündeki grubun çoğu için ne anlama geliyor? Hiç bitmeyen sınıf birliktelikleri, eski yurt odası arkadaşlarının dedikoduları ve iş arkadaşlarının işten sonra ne yaptıkları. Diğer bir tabirle, arkadaşlarınızın ya da tanıdıklarınızın neler yaptığından haberdar olmak amacıyla gittiğiniz bir mekan.

Çocuklar bu mekana ne diyor biliyor musunuz? OKUL.

Bizim gibi okul bitirmişler için, facebook seneler boyu edindiğimiz arkadaşlıkların ya da tanışıklıkların, başarıları ile ne yaptıklarını takip edebileceğimiz bir mekan. Onların hayatlarını izliyoruz: bebekleri, işleri, terfileri, tatilleri, ayrılıkları, yeni saç renkleri vesaire.

Okula giden çocuklar için facebook çok sıkıcı. Eğer arkadaşlarından biri süper değişik ya da aptalca bir şey yapmışsa, zaten beş dakka içinde duyuyorlar. Eğer o insanla direk bağları yoksa o zaman sadece 15 dakikalarını alabiliyor.

Nasıl mı? Cep telefonu. Ve sadece SMS de değil. Aslına bakarsanız SMS, denklemin ufak bir parçası. SMS’ler, yeni uygulamalarla desteklenince facebook’u terketmeleri farz oluyor. Bunu Piper Jaffray’ın çalışmasında görüyoruz.

Ama eğer uygulamalardan bahsedeceksek, ergenlerin akıllı telefon kullanımına bakmamız gerekiyor. Ya da isterseniz bakmayalım. Neden? Çünkü rakamlar o kadar çabuk değişiyor ki hiçbir anket bunları sürekli olarak takip edemiyor. Google aramasıyla, hiçbir anketin kaç ergenin cep telefonu kullandığı sorusuna aynı cevabı veremediğini gördüm.

Piper Jaffray’in araştırmasını kaynak olarak alırsak, ergenlerin 48%’inde akıllı telefon var ve 62%’si bir sonraki telefonlarının iPhone olacağını söylüyor.

Cidden mi? Cidden.

Aklım kamaşıyor, iki ergen çocuğum var. Örnek vermek gerekirse, her nasılsa, çocuklarımın hali bunu doğruluyor. Okulda iPhone’u olmayan tek onların olduğunu bana sürekli hatırlatıyorlar. Arkadaşlarının çoğunda iPhone var ve bu onları rahatsız ediyor. Ve ben de onların cep telefonlarını ödeyince daha az rahatsız hissediyorum.

Bunu söyledikten sonra, iPod Touch’ları olduğunu eklemeliyim. (‘Baba, iPod touch çok ezik ya’). Yani uygulama fenomeninin ne olduğunu çok iyi biliyorum.

Tweetlemek, Seksajlaşmak ve KısaMesajlar

Çocuklar hala SMS kullanıyor. Hiç şüphe yok. İki kızımın 2013 mart ayında gönderdikleri kısa mesaj sayısı 5000’in üzerindeydi. Buna aklıma almıyor ama sadece bir sene önce ayda en fazla 2000 kısa mesaj göndermişlerdi. Bununla birlikte, Jaffray’in araştırması bize ergenlerin bahsettiği iki tane sosyal uygulamayı işaret ediyor.

Birincisi, ergenlerin geçen sonbahara bıraktıkları ama daha sonra tekrar benimsedikleri bir uygulama: Twitter. Çocukların twittera girme nedeni diğerlerinden pek farklı değil: hakkında çok şey duydular ve ne olduğunu merak edip içine daldılar. Üye oldular ve sonra yine herkesin hissettiği bir durumla karşı karşıya kaldılar: ‘Burada ben ne yapacağım?’

Bazıları bunun cevabını buluyor. Diğerleri bulamıyor ve ayrılıyor. Ergenlerin başına bunun geldiğini düşünüyorum. Ama daha sonra bir kaç liseli akadasşlarının onlara dönüp ‘Twitter’ı grup mesajlaşması olarak kullanabiliriz, sms gibi ama herkes için’

Bum!

Benim çocuklarım da işte tam bu amaç için kullanıyorlar.

Tweetler herkese açık. Peki kişisel, birebir, ‘bunu duymalısın’ mesajları için ne kullanıyorlar? SMS di mi? Bazen. Çoğu zaman da hayır.

İşte bunun, ebeveyn teorisini çürüttüğünü düşünüyorum. Bir çok ebeveyn çocuklarının sms mesajlarını kontrol eder. Ama bu çocukları mesajlaşmaktan alıkoymaz. Peki ne yaparlar? Ebeveynlerinin hiç duymadığı mesajlaşma uygulamalarını kullanırlar.

Kik ve Snapchat bu tabloyaya uyuyor ki bu nedenle Piper Jaffray’ın araştırmasında bir çok ergenin bu iki siteyi en önemli siteler olarak işaretlenmesini de açıklıyor.

Image

Eğer Snapchat’ten haberiniz yoksa resimli mesaj yollayan bir sitedir. Bir fotoğraf çekersiniz. Bunu modifiye etme şansınız olur. Sonra gönderirsiniz. Göndermeden önce mesajın kaç saniye görülebileceğini seçebiliyorsunuz. Yani mesaj açıldıktan ve belirlenen süre geçtikten sonra mesaj kendi kendini yok ediyor.

İlk başta bu durum çocukları çok cesaretlendirdi. Eğer arkadaşlarına kimsenin bulmasını istemedikleri türden mesajlar göndereceklerse, snapchat kullanıyorlar. Çok kısa bir sürede seksajlaşma (mesajla kendi ya da başkalarının seks resimleri gönderme) servisi olarak benimsendi. Bir şeyi unuttular: Birşeyin fotosunu çekmek telefonlarda çok basittir ve sonradan bulunabilir. Örnek vermek gerekirse benim çocuklarım snapchat kullanmayı bıraktılar daha çok diğer arkadaşlarının orada olmaması sebebiyle ama öte yandan Kik’e baktığımızda…

Kik, operatör hizmeti dışında internet üzerinden çalışan bir servis. İnsanlara telefon numarasıyla mesaj göndermiyorsunuz, Kik’teki takma isimleriyle mesajlaşılıyor. Bunu Twitter’daki direk mesajlaşma gibi düşünebilirsiniz tabii ki twitterdaki karakter limitini çıkarın. Bu kadar. Hepsi bu. Ama hergün milyonlarca mesaj bu uygulama üzerinden gönderiliyor.

Peki bu uygulamaların SMS’e göre avantajları neler?

Anneler ve Babalar Kik ya da Snapchat uygulamasını muhtemelen bilmiyorlar. Eğer Anne ya da Baba smsleri kontrol ediyorlarsa, ve onların mesajlarınızı görmelerini istemiyorsanız ne yapıyorsunuz? Onların bilmediği bir uygulama kullanıyorsunuz.

Çocuklar sosyal ağları terketmiyorlar. Onlar sosyal kelimesini yeniden anlamlandırıyorlar. Esasında kelimeyi orijinal anlamıyla kullanıyorlar yani diğer insanlarla iletişim kurmak. İletişim. İleri ve geri ve oldukça hızlı diyalog. Çoğu dijital. Çoğu iki ya da daha fazla kişinin birbiriyle bilgi ve duygu değiş tokuşu. Statü güncellemesi değil değiş tokuş.

Sosyal olan budur. Bu nedenler statik, arayüz tabanlı URL ve uygulamalardan mesajlaşmak için uzak duruyorlar.

Bir kere daha ergenler bunu anlıyor ve biz anlamıyoruz.


Screen Shot 2013-10-16 at 9.18.51 PM

Posted in: sosyal medya